İyi İçerik Yazılmaz. İnşa Edilir.
İçerik üretmek bugün hiç olmadığı kadar kolay. Bir konu seçiyorsunuz. Birkaç cümle yazıyorsunuz. Yapay zekâya veriyorsunuz. Birkaç saniye sonra elinizde düzgün bir metin, başlık önerileri, sosyal medya fikirleri ve hatta görsel önerileri oluyor. Teknik olarak ortada bir sorun yok. Ama iyi yazılmış bir metinle iyi bir içerik aynı şey değil. Çünkü iyi içerik cümlelerden önce başlar.
Önce fikir gelir
Bir içeriğin ilk sorusu “Ne yazalım?” değildir. Daha önce söylenmiş binlerce şeyi yeniden söylemek kolaydır. Zor olan, insanların zaten bildiği bir şeye başka bir açıdan bakabilmektir.
Bir restoran düşünün. Her gün menüsündeki yemekleri anlatabilir. Malzemelerini gösterebilir. Şefini tanıtabilir. Mutfağından görüntüler paylaşabilir. Bunların hepsi içeriktir. Ama başka bir restoran, insanların dışarıda yemek yerken yaşadığı küçük anları anlatmayı seçebilir: İlk buluşmada hesabı kimin ödeyeceğini beklemek, masadaki son patatesi kimsenin almaması, arkadaş grubunda her siparişi değiştiren kişi…
Artık restoran yalnızca yemek hakkında konuşmuyordur. İnsanların yemekle kurduğu hayatı anlatıyordur. İçeriğin konusu değişmeden, fikri değişmiştir.
Sonra bakış açısı gelir
Aynı konu yüzlerce farklı şekilde anlatılabilir. Bir şirket çalışanlarına uzaktan çalışma hakkında bilgi verebilir. Başka bir şirket ise evden çalışırken herkesin yaptığı küçük hataları mizahla anlatabilir. İkisi de aynı konudadır. Ama biri bilgi verirken diğeri bir deneyimi yakalar. İnsanların ilgisini çoğu zaman konunun kendisi değil, konuya nereden baktığınız belirler.
Bu yüzden içerik üretiminde en önemli karar bazen ne söyleyeceğiniz değil, neyi söylememeyi seçtiğinizdir.
Her şeyi anlatmaya çalıştığınızda hiçbir şey öne çıkmaz. İyi içerik, bilgiyi çoğaltmaz. Anlamı yoğunlaştırır.
İçerik bir bütün olarak düşünülür
İyi bir içerik yalnızca metinden oluşmaz. Başlık, ilk cümle, görsel, ritim, örnek, bazen bir soru, bazen bir sessizlik, bazen de tek bir cümle vardır. Bunların her biri aynı fikre hizmet ettiğinde içerik güçlenir. Aksi halde ortaya iyi yazılmış ama dağınık bir metin çıkar.
Bir yazının her paragrafı tek başına güzel olabilir. Ama paragraflar birbirine bir şey söylemiyorsa, ortada içerik değil, cümleler vardır. Bu yüzden iyi içerik yazarı yalnızca iyi cümle kurmaz. Neyi nereye koyacağını bilir.
Fazlalık da içeriğin parçasıdır
İçerik üretirken çoğu zaman eklemeye odaklanıyoruz: bir örnek daha, bir açıklama daha, bir istatistik daha, bir paragraf daha. Oysa bazen içerikte yapılabilecek en iyi şey bir şeyi çıkarmaktır. Çünkü her cümle okuyucunun dikkatinden bir parça alır. İyi içerik, okuyucunun dikkatini tüketmez. Onu bir sonraki cümleye taşır.
Bazen en iyi cümle, yazdığınız değil, sildiğiniz cümledir.
İyi içerik nereye gideceğini bilir
Bir içerik yalnızca okunmak için üretilmez. Bazen paylaşılır, bazen kaydedilir, bazen bir toplantıda kullanılır, bazen bir markanın nasıl düşündüğünü gösterir, bazen de insanın kafasında tek bir soru bırakır. Bu yüzden içerik üretirken sonuna kadar düşünmek gerekir.
Okuyucu bu yazıdan neyle çıkacak? Bir bilgiyle mi, bir fikirle mi, bir soruyla mı, yoksa yalnızca “güzel yazılmış” diyerek başka bir içeriğe mi geçecek?
İyi içerik burada ayrılır. Okuyucunun zihninde kendine bir yer bırakır.
Yapay zekâ ve içerik
Bugün yapay zekâ iyi cümleler kurmayı giderek kolaylaştırıyor. Bu kötü bir şey değil. Tam tersine, yazının teknik tarafını hızlandırıyor. Ama girişte değindiğim gibi, iyi cümleler kurmak içerik üretmenin bütününü çözmüyor. Fikir bulmayı, neyin önemli olduğunu seçmeyi, doğru örneği bulmayı ve gereksiz olanı çıkarmayı hâlâ tamamen devralmış değil.
Çünkü içerik üretmenin zor kısmı yazmak değil. Neye değer olduğunu bilmektir. İyi içerik bu yüzden bir metin üretme işi değildir. Bir düşünceyi seçmek, büyütmek, düzenlemek ve insanın dikkatine değecek hale getirmektir.
İyi içerik yazılmaz. İnşa edilir.